KAS
20

Değer Zinciri ve Yatırım Kararı

 

Yatırımın sermayenin maliyetini karşılaması, yatırım konusunun, kurulacak işin orta ve uzun vadede nasıl bir gelir akışı yaratacağı, bir sermaye kazancı olup olmayacağı  gibi kriterler  bütün yatırım analizlerinde  geçerliliğini sürdürmektedir.  Bunlardan bağımsız olarak yatırım konusunun hedeflenen endüstride nasıl konuşlandığı, nasıl bir rekabet ortamının bulunduğu, şirketin bu rekabet ortamında kendisini nasıl konuşlandırabileceği önemle irdelenmesi gereken noktalar.

Hangi endüstride yatırım yapılabileceği sorusunu yanıtlarken, şu hususlara  dikkat etmek gerekiyor.  Şirketin rekabet gücü hangi  özeliklere sahip? Kimi şirketler imalat sürecinin bazı aşamalarında daha verimli, daha kaliteli üretebilme yeteneğini geliştirmiştir ve bunun için gerekli fiziki sermayeye, makine ve donanıma ve bunları verimli kullanabilecek insan gücüne sahiptir.  Kim şirketlerde bu  üstünlük buluş yapmaya kadar gidebilmektedir.  Bu durumda olan şirketlerin stratejisi incelendiğinde, karşılaştırmalı olarak yeterli verimliliğe sahip olmadıkları, daha yüksek maliyetle çalıştıkları üretim aşamalarından çıktıkları, ve bu ürünleri piyasadan tedarik ettikleri görülmektedir.  Böylece bu şirketler etkin oldukları üretim konularında dikey entegrasyona gitmektedir.

Üretim sürecinin aşamalar itibariyle incelenmesi geleneği 1985 yılında M.Porter’ın “değer zinciri” kavramını geliştirmesiyle başlamıştır.  Değer zinciri tedarikten satış sonrası hizmetlere kadar  geçen aşamalardan oluşmaktadır;  bu süreci destekleyen ve engelleyen etkenler de vardır ve bunlar hep birlikte şirketin rekabetçi konumunu tanımlamaktadır.

Üretimin değer zinciri çerçevesinde düzenlenebilmesine imkan veren, bu aşamaların ayrı ayrı tanımlanabilmesi, kodlanabilmesi, her bir aşama itibariyle verimliliğin ölçülebilmesidir.  Böylece ister imalat, isten hizmet üretimi olsun, şirket faaliyetleri ayrıştırılabilmektedir.  Bu ayrıştırma yapıldıktan sonra yatırımcı üretimini tercih ettiği coğrafyada/coğrafyalarda düzenleyebilmektedir. I-Pod üretiminin ABD’de tasarlanıp, Japonya, Güney  Kore, Hong Kong’da organize edilmesi ve nihai montajın Çin’de  yapılması bunun güzel bir örneğidir.  Burada Apple adlı şirket girişimci, tasarımcı, yatırımcı rollerini oynamakta,  bunun karşılığında 289 ABD Doları olan nihai satış bedelinin 149 Dolar’ını elde etmektedir.

Yatırımcı dilediği takdirde herhangi bir üretim aşamasında rekabet gücüne sahip olabilecek üretimi de düzenleyebilmektedir.  Çünkü rekabet gücü üretimin organizasyon şekli,  teknolojik üstünlük, insan gücü kalitesi gibi faktörlerden etkilenmektedir.  Karşılaştırmalı rekabet üstünlüğü bir kere ele geçirildiğinde “donan” bir özellik değildir.  Bilakis bu üstünlüğün kendisi rekabet konusudur.  Teknoloji sürekli olarak gelişmektedir.  Bu evrim içinde kendi üretimini daha verimli hale getirebilen, buluş yapabilen  şirketler,  piyasada rekabet gücü elde etmektedir.  Bu ortamda  yeterince başarılı olmayan bir başka şirket rekabet gücünü yitirmektedir.

Burada çizilen tablo şirketlerin hep karşılaştıkları bir durumu özetlemektedir.  Günümüzde bir şirketin mal veya hizmet üretiminin tamamını kendi bünyesinde üstlenmesi her zaman karşılaşılmayan bir istisnadır.  Bu durum bazen  “fason” imalat olarak  tanımlanmaktadır. Fason uygulaması başlangıçta şirketin kendi uzmanlık alanına girmeyen bazı hizmetlerin dışarıdan alınmasını ifade eder.  Oysa bugün rekabetçi iş modeli tasarımında değer zinciri kavramı şirketin uzmanlık alanının belirlenmesi sürecinin altyapısını oluşturmaktadır.

Bu gelişmenin bir sonucu yatırım kararının değer zinciri üzerinde yapılacak  fizibilite çalışmasına bağlı olarak verilmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır.  Yatırım kararının bu şekilde verilmesi, piyasa verilerinin doğru bir şekilde hesaba katılmasına imkan vermektedir.  Çünkü değer zinciri üzerinde tanımlanan  iş bölümünün arkasında tüm tedarikçilerin rekabet etmeleri yatmaktadır.  Bu sayede piyasa maliyetleri (transaction cost) asgariye indirilebilmekter ve karşılaştırmalı üstünlükler gerçek verimlilikler itibariyle oluşmaktadır.

Bu tablo günümüzde yatırım kararı verilirken göz önünde tutulması gereken çeşitli parametreleri önümüze getirmektedir.  Bu parametreler arasında yatırımcının sahip olduğu, yönettiği teknolojik güç,  piyasada söz konusu endüstride mevcut olan rekabet ortamı, rekabet gücü geliştirme ihtimali ve bunun maliyetleri yer almaktadır.  Yatırımcıların bu parametreleri göz önüne alan bir “rekabet envanteri” çalışması yapmaları doğru karar vermeleri için gereklidir.

Böyle bir rekabet envanteri çalışması şirketin ne tür aktiflere sahip olduğunu, bilgi ve beşeri sermaye stokunun değerini ve geliştirilme kabiliyetini, içinde bulunulan endüstrinin teknolojik dinamizmini, operasyonel, mali ve idari riskleri, rekabetin gücünü ve nihayet piyasa koşullarıyla hükümetlerin ekonomi, sanayi politikalarını içermektedir.  Bütün bu unsurları içeren  bir “senaryo” çalışması, yatırım kararı verilirken gerekli rehberliği sağlayacaktır.