KAS
11

Aile İşletmelerinin Karşı Karşıya Bulunduğu Sorunlar

Kıta Avrupa’sında işletmelerin yüzde 43.9’u ailelerin denetiminde.  Bu oran Almanya’da yüzde 71.6 iken İngiltere’de yüzde 33.8.  Buna karşılık Almanya yönetimde ailelere ek olarak çalışanların da söz sahibi olmalarına olanak veren bir düzenlemeyi getirmiştir.

 

Yunanistan’da Atina Borsası’nda işlem gören 370 şirketin hisseleri 974 büyük paydaş tarafından kontrol edilmekte ve her bir şirkette büyük  hissedar sayısı 3 olarak hesaplanmaktadır.  Bu şirket kontrolunda rekabetin zayıf olduğunu, ailenin sözünün esas olduğunu göstermektedir.

 

Kamuya tamamen kapalı ve güçlü aile geleneklerinin hakim olduğu işletmelerde yönetimde yer almayan ve/veya etkili olmayan aile üyelerinin yönetimi etkileme gücünün sınırlı olması ve aile işletmesi esas sözleşmesinin başlangıçta iyi niyetle de olsa hissedarlıktan çıkışı zorlaştırıcı hükümler taşıması, işletmeleri çeşitli risklerle karşı karşıya bırakmaktadır.    

 

Aile işletmelerinin genellikle karşı karşıya bulundukları sorular şunladır:

  1. Aile bireylerinden hangilerinin işletmede hangi koşullar altında görev alacağı.
  2. Mülkiyet ve liderlik,  nesiller arası geçiş sorunu.
  3. Aile işletmesinde ortaklıktan çıkış.
  4. Likidite ve vergi gibi ortak giderlerin karşılanması.
  5. Aile dışından yönetim kurulu üyesi ve yönetici tedariki ve bu kişilerin aile işletmesinde alıkonulabilmesi.
  6. Aile üyesi bireylerin parasal beklentilerinin karşılanması.
  7. Yönetimde yeni nesillerin görev alması.
  8. Aile içi ahengin güçlendirilmesi

 

Bu sorunların kimisi mülkiyet ve yönetim stratejisi ile, kimisi finansal güçle ilgilidir. Aile işletmelerinin faaliyetlerini kamuya kapalı olarak sürdürmeleri halinde karşılaşacakları temel sorun finansman temininde piyasanın sağlayabileceği imkanların tümünden yararlanamamaktır. Finansman kuruluşları sağladıkları finansmanın geri ödenmesi konusunda teminat aramaktadır.  Bu teminat ipotek, rehin gibi alışılmış teminatların ötesinde, şirketin kendi faaliyetleriyle bu geri ödemeyi yapabilme yeteneğidir.Bu nedenle finansman kuruluşları muhatap oldukları şirketleri kimin yönettiğini, yönetimin nasıl ve kimler tarafından denetlendiğini bilmek istemektedirler.  Aynı beklenti şirketle ortaklık kurmak isteyebilecek diğer şirketler için de geçerlidir.